İktidarın emekli maaşlarıyla ilgili açıklaması beklentileri artırdı, ancak tepkiler de yükseliyor: ‘Her tarafı yırtık elbise dikmeye çalışıyorlar’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamada, “Umarım 2027 bütçesinde emeklilerimizin durumunu daha da iyileştirecek mali olanakları oluşturmayı planlıyoruz. Bunun için gerekli yasal düzenlemeleri adalet ve hakkaniyet çerçevesinde TBMM’nin onayıyla yıl sonuna kadar hayata geçirmeyi umuyoruz” dedi.

‘3-5 BİN LİRALIK YAMAYLA ÇÖZÜM OLMAZ’

Ekonomist Prof. Dr. Aziz Çelik, emeklilere yönelik “müjdenin” gündeme geldiğini ifade ederek, “Acaba köklü bir çözüm mü geliyor yoksa sınırlı bir iyileştirme mi? Yoksa sadece geçici bir çözüm mü?” diye sordu. Üç-beş bin liralık “yamayla” emeklilerin sorunlarının çözülemeyeceğine dikkat çeken Çelik, “Daha önce de belirttiğim gibi, emekli maaşlarında yalnızca kısmi bir artış ve pansuman yapılabilir. Ancak köklü bir çözümün gündemde olduğuna dair herhangi bir işaret yok” şeklinde konuştu. Erdoğan’ın açıklamasının “emekli maaşlarında sınırlı bir iyileştirmeye” işaret ettiğini vurgulayan Çelik, kapsamlı bir düzenleme ve birikmiş köklü sorunların çözümüne dair herhangi bir şey söylenmediğini ekledi.

‘BİR PARMAK BAL’

Çelik, “2027 yılı bütçe teklifindeki ödeneklerin de emeklilerin kayıplarını telafi edecek köklü bir düzenleme konusunda umut vermediğini düşünüyorum. Seçimler nedeniyle emeklinin ağzına biraz bal sürülmesi ihtimali var. Muhtemelen emekli maaşlarında üç-beş bin liralık sınırlı bir iyileştirme yapılacak” dedi. Çelik, emeklilerin sorunlarının birkaç bin liralık ek artışlarla çözülebilecek meseleler olmadığını belirtti.

Emeklilerin uzun yıllardır gelir kaybı yaşadığını ve aralarındaki eşitsizliklerin arttığını söyleyen Çelik, “2008’de bozulan kantarı düzeltmeden kalıcı çözümler üretmek mümkün değil.” dedi.

Yılların getirdiği kayıpların basit sınırlı artışlarla telafi edilemeyeceğine dikkat çeken Çelik, emeklilerin gerçek ihtiyaçlarının geçici iyileştirmeler değil; köklü sistem değişiklikleri ve ciddi maaş artışları olduğunu vurguladı. Yapılması gerekenleri ise şöyle sıraladı:

“Aylık bağlama oranları artırılmalı. Milli gelir artışı tamamen emeklilere yansıtılmalı. En düşük emekli maaşı insana yeter seviyeye çıkarılmalı. İntibak Yasası çıkarılmalı; emekli maaşları adil ve dengeli hale getirilmeli. Memur emeklilerine seyyanen zam verilmelidir. Emeklilikte adalet sağlanmalıdır.”

‘İYİMSER DEĞİLİM’

Çelik, emeklileri belirsiz büyük beklentilere sokmanın anlamlı olmadığını belirterek şöyle devam etti: “Sorulması gereken iki temel soru var:

Emeklilik sisteminde köklü değişiklikler yapılacak mı? Emekli maaşlarında geçmiş kayıpları telafi edecek ciddi artış sağlanacak mı? Maalesef ben iyimser değilim. 2027 bütçe teklifine ve geçmiş uygulamalara baktığımda, bu açıklamanın seçime yönelik sınırlı bir iyileştirme ile sonuçlanacağı kanaatindeyim. Korkarım ki yine sonuç hüsran olacak.”

‘HER TARAFA SÖKÜK ELBİSE’

DİSK’e bağlı Emekli-Sen Genel Sekreteri Fikri Kalender ise “Her tarafı sökük olan bu elbiseyi dikmeye çalışıyorlar” yorumunu yaptı. Kalender, sistemin köklü olarak düzeltilmesi gerektiği yerine yapılanların yalnızca “bir parmak bal sürmekten ibaret olduğunu” kaydetti. Sorunun eğer çözülmesi gerekiyorsa derinden ele alınması gerektiğine vurgu yapan Kalender şu şekilde sözlerine devam etti:

“Öncelikle 2008’deki 5510 sayılı yasayı değiştirmeleri gerekiyor. Aylık bağlama oranları artırılmalı; güncelleme katsayısı da yükseltilmeli. Ayrıca aylıkların alt sınırı belirlenmeli; en az asgari ücret tutarında olmalı ve bunun üzerine enflasyon ile milli gelir payı eklenmelidir. En önemlisi de emekli sendikalarının önündeki engeller kaldırılmalıdır. Ne kadar anlatırlarsa anlatsınlar karşılarında muhatap yok; 17 milyon emeklinin sesi olacak temsilcileri yoktur.”

‘SISTEM DEĞIŞIMI GEREKIYOR’

Kalender ayrıca sağlıkta katkı paylarına ve intibak yasasına da dikkat çekerek, “Bu konuların hepsi için köklü sistem değişimi şarttır. Yoksa geçici çözümlerle ‘biz sorunu biliyoruz, farkındayız; elimizden geleni yapıyoruz’ gibi ifadeler doğru değildir.” değerlendirmesini yaptı.